Alfabetik İlaç RehberiDetaylı İlaç AraYeni Listelenilen İlaçlarEn Çok Aranan İlaçlarPazarda Bulunamayan İlaçlar

Paxil 20 Mg Film Kaplı Tablet Kısa Ürün Bilgisi

KISA URUN BILGISI

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

PAXİL 20 mg film kaplı tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİMEtkin madde:

Her tablet, 20 mg paroksetine eşdeğerde 22,8 mg paroksetin hidroklorür içerir.

Yardımcı maddeler:

Yardımcı maddeler için Bölüm 6.1'e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Film kaplı tablet.

Bir tarafında “20” işareti, diğer tarafında çentik bulunan beyaz, oval, bikonveks, film kaplı tablet.

Çentiğin amacı tabletin eşit dozlara bölünmesidir. Böylece tablet 10 mg'lık eşit yarımlara bölünebilir.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1 Terapötik endikasyonlarYetişkinler

Majör Depresif Bozukluk:

PAXİL, majör depresif bozukluk (MDB) tedavisinde endikedir.

Hastaların 1 yıla kadar paroksetin kullandığı çalışmalara ait sonuçlar, depresif semptomların relapsını ve tekrarlamasını engellemede paroksetinin etkili olduğunu göstermektedir.

Anksiyete Bozuklukları:

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) semptomlarının tedavisi ve tekrarlamasının önlenmesi. Agorafobi ile birlikte veya agorafobi olmaksızın Panik Bozukluğu semptomlarının tedavisi vetekrarlamasının önlenmesi.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu/Sosyal Fobi tedavisi.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu semptomlarının tedavisi ve tekrarlamasının önlenmesi.

Post Travmatik Stres Bozukluğu tedavisi.

4.2 Pozoloji ve uygulama şekliPozoloji:

Majör Depresif Bozukluk:


Tavsiye edilen günlük doz 20 mg'dır. Bazı hastalarda 20 mg'a yanıt yetersiz olduğunda doz, hastanın yanıtına göre, ka^meiigiRlarakkt1ftkm&'lıknâ^şlarr.ile günde maksimum 50 mg'a

yükseltilebilir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB):


Tavsiye edilen günlük doz 40 mg'dır. Hastalarda tedaviye günde 20 mg ile başlanmalıdır ve doz haftada bir 10 mg/gün şeklinde artışlar ile yükseltilebilir. Bazı hastalar günlük dozunmaksimum 60 mg olana kadar artırılmasından fayda sağlar.

Panik Bozukluk:


Tavsiye edilen günlük doz 40 mg'dır. Hastalarda tedaviye günde 10 mg ile başlanmalıdır ve doz hastanın cevabına göre haftada bir 10 mg/gün şeklinde artışlar ile yükseltilebilir. Bazıhastalar günlük dozun günde maksimum 60 mg olana kadar artırılmasından fayda sağlar.Genelde bilindiği üzere, panik bozukluğun tedavisinin erken dönemlerinde paniksemptomatolojisinin kötüleşme potansiyeli vardır; bu yüzden, başlangıç dozunun düşük olmasıtavsiye edilmektedir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu/Sosyal Fobi:


Tavsiye edilen günlük doz 20 mg'dır. 20 mg'lık doza cevap vermeyen hastalarda gerektiğinde 10 mg'lık doz artırımları yararlı olabilir; günlük doz maksimum 50 mg olana kadar artırılabilir.Doz değişiklikleri en az 1 haftalık aralıklarla yapılmalıdır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu:


Tavsiye edilen günlük doz 20 mg'dır. 20 mg'lık doza cevap vermeyen hastalarda gerektiğinde 10 mg'lık doz artırımları yararlı olabilir; doz, hastanın yanıtına göre maksimum günde 50 mg'akadar artırılabilir.

Post Travmatik Stres Bozukluğu:


Tavsiye edilen günlük doz 20 mg'dır. 20 mg'lık doza cevap vermeyen hastalarda gerektiğinde 10 mg'lık doz artırımları yararlı olabilir; doz, hastanın yanıtına göre günde maksimum 50 mg'akadar artırılabilir. Uzun süreli kullanımda düzenli olarak değerlendirilmelidir.

Uygulama sıklığı ve süresi:

Tüm antidepresan ilaçlarda olduğu gibi, doz tedaviye başlanmasından sonraki ilk iki ila üç hafta içinde gözden geçirilmeli ve daha sonrasında klinik olarak uygun görüldüğü şekildeayarlanmalıdır.

Hastalar semptomlardan kurtulduklarından emin olana dek yeterli bir süre tedaviye devam etmelidir. Bu süre depresyon için aylarca, obsesif kompülsif bozukluk (OKB) ve panikbozukluk için daha da uzun olabilir. Birçok psikoaktif ilaçta olduğu gibi, ilacın anikesilmesinden kaçınılmalıdır (bkz. Bölüm 4.4 ve 4.8).

PAXİL tedavisinin kesilmesi:


Diğer psikoaktif ilaçlarda da olduğu gibi, genel olarak tedavinin aniden kesilmesinden kaçınılmalıdır (bkz. Bölüm 4.4 ve 4.8). Azaltılan doz rejimi ile ilgili son klinik çalışmalar, 1hafta aralıklarla günde 10 mg'lık doz azaltılmasını içermektedir. 20 mg/gün dozunaulaşıldığında, hastalar tedavinin kesilmesinden önce 1 hafta bu dozla devam etmiştir. Eğer dozazaltımı veya tedavinin sonlandırılmasına bağlı tolere edilmeyen semptomlar görülürse,önceden reçete edilen doza geri dönülmesi düşünülebilir. Sonrasında, doktor doz azaltımınadaha kademeli olarak devam edebilir.

Uygulama şekli:

Oral kullanım içindir

.

PAXİL'in günde bir defa sabahları yemekle birlikte alınması tavsiye edilir.

Tabletler çiğnenmeden yutulmalıdır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Şiddetli böbrek yetmezliği (30 ml/dak.'dan düşük kreatinin klirens) olan hastalarda ya da karaciğer yetmezliği olan hastalarda paroksetin plazma konsantrasyonlarında artış meydanagelmektedir. Bu nedenle dozaj, dozaj aralığının alt sınırı ile kısıtlanmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

PAXİL, 18 yaş altındaki çocuklar ve adolesanlarda endike değildir (bkz. Bölüm 4.4 ).

Geriyatrik popülasyon:

Yaşlı gönüllülerde paroksetinin plazma konsantrasyonları artabilir; fakat konsantrasyon aralığı genç gönüllülerde gözlenen aralıkla çakışmaktadır. Doz uygulaması yetişkin başlangıç dozundabaşlatılmalıdır ve günde 40 mg'a kadar yükseltilebilir.

4.3 Kontrendikasyonlar

Paroksetine veya Bölüm 6.1'de listelenen ilacın bileşimindeki maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır.

PAXİL, monoaminoksidaz (MAO) inhibitörleri ile kombine olarak kontrendikedir. Bazı özel koşullarda linezolid (seçici olmayan geri dönüşlü MAO inhibitörü olan bir antibiyotik)serotonin sendromu semptomlarının yakından gözlenmesi ve kan basıncının izlenmesi içinolanakların bulunması koşuluyla, PAXİL ile kombine olarak verilebilir (bkz. Bölüm 4.5).

PAXİL ile tedavi aşağıdaki durumlarda başlatılabilir:

- Bir geri dönüşsüz MAO inhibitörünün bırakılmasından iki hafta sonra, veya

- Bir geri dönüşlü MAO inhibitörünün (örn. moklobemid, linezolid, metiltiyoninyum klorür(metilen mavisi; seçici olmayan geri dönüşlü bir MAO inhibitörü olan bir preoperatifgörüntüleme ajanı) bırakılmasından en az 24 saat sonra.

PAXİL ile tedavinin kesilmesi ve herhangi bir MAO inhibitörü ile tedaviye başlanması arasında en az bir hafta olmalıdır.

Paroksetin tioridazin veya pimozid ile kombinasyon halinde kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.5).

Antidepresan ilaçların çocuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullammlarmm, intihar düşünce ya da davranışlarını artırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle tedavininbaşlangıcı ve ilk aylarında, ilaç dozunun artırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerindehastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranışdeğişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedaviedicilerce yakinen izlenmesi gereklidir.

PAXİL'in çocuklar ve 18 yaş altındaki adolesanlarda kullanımı endike değildir._


PAXİL ile tedavi bir geri dönüşsüz MAO inhibitörü ile tedavinin sonlandırılmasından iki hafta sonra ya da geri dönüşlü MAO inhibitörü ile tedavinin sonlandırılmasından 24 saat sonradikkatli bir şekilde başlatılmalıdır. PAXİL dozu ideal yanıta ulaşılıncaya kadar kademeli olarakartırılmalıdır (bkz. Bölüm 4.3 ve Bölüm 4.5).

Çocuklar ve adolesanlar (18 yaş altı):


Paroksetin 18 yaşın altındaki adolesanlarda ve çocuklarda kullanılmamalıdır. Çocuklar ve adolesanlarda PAXİL ile yapılan klinik çalışmalarda, intihara ilişkin advers olaylar (intiharteşebbüsü ve intihar düşüncesi) ve düşmanca duygular (başlıca; agresyon, ters davranış veöfke), plaseboya nazaran, paroksetin ile tedavi edilen hastalarda daha sıklıkla gözlenmiştir.Klinik gereksinime dayalı olarak yine de tedavi etme kararı alınırsa, hasta intiharsemptomlarının ortaya çıkması açısından dikkatle izlenmelidir. Çocuklar ve adolesanlardabüyüme, olgunlaşma, bilişsel ve davranışsal gelişimle ilgili uzun süreli güvenlilik verileriyoktur.

Yetişkinlerde klinik kötüleşme ve intihar riski:


Depresyon, intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve intihar (intiharla ilgili olaylar) riskinde artış ile ilişkilidir. Bu risk anlamlı bir iyileşme oluncaya kadar devam eder. İlk birkaç haftadaya da daha uzun süre iyileşme olmayabileceği için hastalar bu tür bir düzelme oluncaya kadaryakından takip edilmelidir. Genel klinik deneyimler, tüm antidepresan tedavilerindeiyileşmenin erken dönemlerinde intihar riskinin artabileceğini göstermiştir.

Paroksetinin kullanıldığı diğer psikiyatrik durumlar da intihar davranış riskinde artış ile ilişkilidir. Ayrıca, bu durumlar major depresif bozukluk ile birlikte izlenebilir. Bu nedenle,major depresif bozukluk bulunan hastaların tedavisinde dikkate alınan önlemler başkapsikiyatrik bozukluklar bulunan hastalar tedavi edilirken de dikkate alınmalıdır.

İntihar ile ilişkili olaylar öyküsü olan ya da tedaviye başlamadan önce önemli düzeyde intihar düşüncesi sergileyen hastalarda intihar düşüncesi veya intihar girişimi riskinin daha yüksekolduğu bilinmektedir ve tedavi sırasında dikkatlice takip edilmelidir. Psikiyatrik bozukluklarbulunan erişkin hastalarda antidepresan ilaçlarla ilgili plasebo-kontrollü çalışmaların bir meta-analizi, 25 yaşın altındaki hastalarda plasebo ile karşılaştırıldığında antidepresanlarla intihardavranışı riskinde bir artış olduğunu göstermiştir (Bkz. Bölüm 5.1).

Özellikle erken tedavide ve doz değişikliklerinin ardından ilaç tedavisine, başta yüksek risk altında olanlar olmak üzere hastaların yakın gözetimi eşlik etmelidir. Hastalar (ve hasta ileilgilenen bakıcılar) herhangi bir klinik kötüleşme, intihar davranışı veya düşüncesi vealışılmadık davranış değişikliklerinin takip gereksinimi ve bu semptomların ortaya çıkmasıdurumunda derhal tıbbi yardım alınması konusunda uyarılmalıdır.

Akatizi/Psikomotor huzursuzluk:


Nadiren, paroksetin veya diğer selektif serotonin gerialım inhibitörlerinin (SSRİ) kullanımı, akatizi gelişimi ile ilişkilidir; bu, içten gelen bir huzursuzluk duygusu ve sübjektif huzursuzluğaeşlik eden yerinde oturamama veya ayakta hareketsiz duramama gibi psikomotor ajitasyon ilekarakterizedir. Tedavinin ilk bir kaç haftasında daha fazla görülmektedir. Bu semptomlarıgeliştiren hastalarda dozun yükseltilmesi zararlı olabilir.

Serotonin Sendromu/Nöroleptik Malign Sendrom:


Ender durumlarda, serotonin sendromu gelişimi veya nöroleptik malign sendrom benzeri olaylar paroksetin tedavisiyle ilişkili olarak, özellikle diğer serotonerjik ve/veya nöroleptikilaçlarla kombinasyon şeklinde kullanıldığında, görülebilir. Bu sendromlar potansiyel olarakyaşamı tehdit edici durumlara yol açabileceğinden, eğer bu gibi durumlar (hipertermi, rijidite,myoklonüs, vital bulguların olası hızlı dalgalanmalarıyla birlikte seyreden otonomikdengesizlik, konfüzyon, irritabilite, deliryum ve komaya ilerleyen aşırı ajitasyonu içeren mentaldurum değişiklikleri gibi semptom kümeleriyle karakterize) oluşursa paroksetin ile tedavikesilmeli ve destekleyici semptomatik tedavi başlanmalıdır. Serotonerjik sendrom riskindenötürü, paroksetin serotonin öncü maddeleri (L-triptofan, oksitriptan gibi) ile kombinasyonşeklinde kullanılmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3 ve Bölüm 4.5).

Mani:


Tüm antidepresanlarda olduğu gibi, paroksetin mani hikayesi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Manik faza giren hastalarda paroksetin kesilmelidir.

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:


Şiddetli böbrek yetmezliği veya karaciğer yetmezliği olan hastalarda dikkatli olunmalıdır (bkz. Bölüm 4.2).

Diyabet:


Diyabet hastalarında bir SSRİ ile tedavi glisemik kontrolü değiştirebilir. İnsülin ve/veya oral hipoglisemik ilacın dozunun ayarlanması gerekebilir. Ayrıca, paroksetin ve pravastatin beraberverildiğinde, kan glukoz seviyelerinde bir artış oluşabileceğini gösteren çalışmalarbulunmaktadır (bkz. Bölüm 4.5).

Epilepsi:


epilepsi hastalarında PAXİL kullanılırken dikkatli

Diğer antidepresanlarda olduğu gibi, olunmalıdır.

Nöbetler:


PAXİL ile tedavi edilen hastalarda nöbetlerin meydana gelme sıklığı % 0,1'den azdır. Nöbet gelişen hastalarda PAXİL kullanımı kesilmelidir.

Elektrokonvülsif tedavi (EKT):


PAXİL'in EKT ile birlikte uygulanması hakkında klinik deneyim kısıtlıdır.

Glokom:


Diğer SSRİ'lerde olduğu gibi, PAXİL midriyazise neden olabilir ve dar açılı glokom hastalarında veya glokom hikayesi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Kardiyak bozukluklar:


QT Uzaması


Pazarlama sonrası dönemde QT aralığı uzaması vakaları bildirilmiştir.

Paroksetin, ailesinde QT aralığı uzaması öyküsü olan veya anti aritmik ilaçlar veya potansiyel olarak QT aralığını uzatabilecek diğer ilaçlar ile eş zamanlı olarak kullanan hastalarda, kalpyetmezliği, iskemik kalp hastalığı, kalp bloğu gibi önceden var olan kalp hastalıklarında veyaventriküler aritmiler, bradikardi ve hipokalemi veya hipomagnezemi kalp hastalıklarındadikkatli kullanılmalıdır (bkz. bölüm 4.3 ve 4.5).

Hiponatremi:


Hiponatremi, başlıca yaşlılarda olmak üzere, nadiren rapor edilmiştir. Hiponatremi riski olan hastalarda dikkatli olunmalıdır (örneğin, birlikte kullanılan ilaçlar ve siroza karşı).Hiponatremi, paroksetinin kesilmesinden sonra ise genelde tersine döner.

Kanama:


SSRİ'ler ile, ekimoz ve purpura gibi deri altı kanama anormallikleri raporlanmıştır. Gastrointestinal ve jinekolojik kanama gibi başka kanama bulguları raporlanmıştır. Yaşlıhastalar, menstrüasyon dışı kanama olaylarında daha yüksek risk taşıyabilirler.

SSRİ/SNRI doğum sonrası kanama riskini artırabilirler (Bkz. Bölüm 4.6 ve 4.8).

Oral antikoagulanlar, trombosit fonksiyonunu etkilediği bilinen ilaçlar veya kanama riskini artırabilecek diğer ilaçlarla (örneğin; klozapin, fenotiyazinler gibi atipik antipsikotikler,TCA'ların bir çoğu, asetilsalisilik asit, NSAİİ'ler, COX-2 inhibitörleri) birlikte bir SSRİkullanan hastalarda, kanama bozukluğu veya kanama durumları hikayesi bulunan ve dolayısıylakanama eğilimi olabilecek hastalarda dikkatli olunmalıdır (bkz. Bölüm 4.8).

Tamoksifen:


CYP2D6'nın güçlü bir inhibitörü olan paroksetin, tamoksifenin en önemli aktif metabolitlerinden biri olan endoksifen konsantrasyonlarında düşüşe neden olabilir. Bu nedenle,mümkün olan tüm durumlarda tamoksifen tedavisi sırasında paroksetin kullanımındankaçınılmalıdır (bkz. Bölüm 4.5).

Yetişkinlerde paroksetin tedavisinin kesilmesi ile görülen semptomlar:


Kesilme semptomları, tedavi kesildiğinde, özellikle kesilme ani olduğunda yaygın olarak görülür (bkz. Bölüm 4.8). Yetişkinlerdeki klinik çalışmalarda; paroksetin ile tedavi edilenhastaların %30'unda ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %20'sinde tedavinin kesilmesi ilebirlikte advers etkiler meydana gelmiştir. Kesilme semptomlarının oluşumu, bağımlılık yapanilaçlar veya suistimal edilen maddelerde olduğu gibi değildir.

Kesilme semptomları riski, tedavi süresi ve dozu ile birlikte doz azaltma hızı dahil birkaç faktöre bağlı olabilir.

Sersemlik hali, duyusal rahatsızlıklar (parestezi ve elektrik şoku duygusu ve kulak çınlaması dahil), uyku bozuklukları (yoğun rüyalar dahil), ajitasyon veya anksiyete, bulantı, titreme,konfüzyon, terleme, baş ağrısı, diyare, palpitasyonlar, duyusal dengesizlikler, irritabilite vegörme bozuklukları bildirilmiştir. Bunlar genellikle hafif veya orta şiddettedir, ancak bazıhastalarda şiddetli olabilir. Semptomlar genellikle tedavinin kesilmesini takiben ilk birkaçgünde görülür; çok nadiren yanlışlıkla bir dozu kaçıran hastalarda da böyle semptomlarBelge^'önsemptomtafei ıkendiliğ^denve^iki i :fettftaiç^^nd©'edüze^Esfe-tde-'bazı

kişilerde daha uzun sürebilir (2-3 ay veya daha uzun). Bu nedenle, paroksetin tedavisi kesilirken doz, yavaş yavaş, hastanın gereksinmesine göre birkaç hafta veya aylık sürelerdeazaltılmalıdır (bkz. Bölüm 4.2).

Cinsel disfonksiyon

:

Seçici serotonin gerialım inhibitörleri (SSRİ) cinsel işlev bozukluğu semptomlarına neden olabilir (bkz. Bölüm 4.8). SSRİ tedavisinin sonlandırılmasına karşın semptomların devam ettiğiuzun süreli cinsel işlev bozuklukları da bildirilmiştir.

4.5 Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Serotonerjik ilaçlar:


Diğer SSRİ'lerde olduğu gibi, serotonerjik ilaçlarla birlikte uygulanması 5-hidroksitriptamin'e (5-HT) bağlı etkilerin ortaya çıkmasına yol açabilir (Serotonin sendromu: bkz. Bölüm 4.4).Eğer serotonerjik, serotonin ve/veya norepinefrinin geri alımını etkileyen veya analjezik ilaçlar(L-triptofan, triptanlar, tramadol, linezolid, metiltiyoniniyum klorürü (metilen mavisi),SSRİ'ler, lityum, petidin, buprenorfin ve St. John's Wort bitkisi -

Hypericum perforatum

preparatları gibi) paroksetin ile kombine edilirse, serotonerjik sendroma neden olabilir. Bunedenle dikkatli olunması tavsiye edilmeli ve daha yakın bir klinik gözlem yapılmalıdır. Genelanestezi veya kronik ağrı tedavisinde kullanılan fentanil için de dikkatli olunmasıönerilmektedir.

Paroksetin ve MAO inhibitörlerinin (seçici olmayan geri dönüşlü MAO inhibitörü bir antibiyotik olan linezolidi ve metiltiyoniniyum klorürü (metilen mavisi) de kapsayan) eşzamanlı kullanımları serotonin sendromu riski yüzünden kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3).

Pimozid:


Tek düşük doz pimozidin (2 mg) 60 mg paroksetin ile birlikte verildiği bir çalışmada pimozid düzeylerinin ortalama 2,5 kat arttığı gösterilmiştir. Bu olay, paroksetinin bilinen CYP2D6inhibitör özellikleri ile açıklanabilir. Pimozidin dar terapötik indeksinden ötürü ve QT aralığınıuzattığı bilindiğinden, PAXİL ile pimozidin birlikte kullanımı kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3).

QT aralığını uzatan ilaçlar


QTc aralığını uzatan diğer ilaçlarla (örneğin bazı antipsikotikler) birlikte kullanıldığında QTc uzaması ve/veya ventriküler aritmiler (örn. Torsades de pointes) riski artabilir (bkz. Bölüm 4.4).Tioridazin ve paroksetinin birlikte kullanımı kontrendikedir çünkü hepatik enzim CYP4502D6'yı inhibe eden diğer ilaçlarda olduğu gibi, paroksetin tioridazin plazma düzeyleriniyükselterek QT aralığını uzatabilir (bkz. Bölüm 4.3).

İlaç metabolize eden enzimler:


PAXİL'in metabolizması ve farmakokinetiği ilaç metabolize eden enzimleri indükleyen veya inhibe eden ilaçlardan etkilenebilir.

PAXİL, bilinen bir ilaç metabolize eden enzim inhibitörü ile beraber verilecekse, doz aralığının alt sınırındaki dozlarda verilmesine dikkat edilmelidir. Bilinen bir ilaç metabolize eden enzimindükleyicisi (örneğin; karbamazepin, rifampisin, fenobarbital, fenitoin) veyafosamprenavir/ritonavir ile beraber verilirken PAXİL için herhangi bir başlangıç dozuayarlamasına gerek yoktur. Sonradan yapılacak herhangi bir doz ayarlaması (ya enzimindükleyiciye başlanmasından sonra ya da bırakılmasının ardından) klinik etki (tolerabilite veetkililik) ile yönlendirilmelidir.

Nöromüsküler Blokörler:


SSRİ'ler, plazma kolinesteraz aktivitesini azaltıp, mivakuryum ve suksametonyumun nöromüsküler bloke edici etkisinin uzamasına yol açabilir.

Fosamprenavir/ritonavir:


Sağlıklı gönüllerde 10 gün süreyle günde iki kez 700/100 mg fosamprenavir/ritonavirin günde bir kez 20 mg paroksetin ile bir arada uygulanması paroksetinin plazma düzeylerini yaklaşık%55 oranında anlamlı düzeyde düşürmüştür. Eş zamanlı paroksetin uygulaması sırasındaplazma fosamprenavir/ritonavir düzeyleri diğer çalışmaların referans değerleri ile benzer olarakparoksetinin fosamprenavir/ritonavir metabolizması üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığınaişaret etmiştir. Paroksetin ile fosamprenavir/ritonavirin 10 günden uzun süre bir aradauygulamasının etkilerine dair veri mevcut değildir.

Prosiklidin:


Paroksetinin günlük uygulaması prosiklidin plazma düzeylerini anlamlı ölçüde artırır. Eğer antikolinerjik etkiler görülürse, prosiklidin dozu azaltılmalıdır.

Antikonvülzanlar: Karbamazepin, fenitoin, sodyum valproat:


Bunların epileptik hastalarda PAXİL ile birlikte kullanımının, farmakokinetik/farmakodinamik profilde herhangi bir etki yapmadığı görülmüştür.

Paroksetinin CYP2D6 inhibitör potensi:


Diğer SSRİ'leri da içeren diğer antidepresanlarda olduğu gibi, paroksetin hepatik sitokrom P450 enzimi CYP2D6'yı inhibe eder. CYP2D6 inhibisyonu, birlikte uygulanan ve bu enzim ilemetabolize olan ilaçların plazma konsantrasyonlarının artmasına yol açabilir. Bunlar; bazıtrisiklik antidepresanlar (örneğin; klomipramin, nortriptilin ve desipramin), fenotiyazin grubunöroleptikler (örneğin; perfenazin ve tiyoridazin) (bkz. Bölüm 4.3 ve Bölüm 4.5'teki "QTAralığını Uzatan İlaçlar" paragrafı), risperidon, atomoksetin, bazı Tip1c grubu antiaritmikler(örneğin; propafenon ve flekainid) ve metoprololü içerir. Paroksetinin, kalp yetmezliğindemetoprolol ile kombinasyon halinde verilmesi, metoprololün bu endikasyondaki dar terapötikindeksi sebebiyle, önerilmez.

CYP2D6 inhibitörleri ve tamoksifen arasındaki farmakokinetik etkileşim, tamoksifenin en aktif formlarından biri olan endoksifen plazma seviyelerinde %65-75'lik bir düşüş göstermesi ile,literatürde raporlanmıştır. Bazı çalışmalarda, bazı SSRİ antidepresanlarıyla birliktekullanıldığında tamoksifen etkililiğinin azaldığı raporlanmıştır. Azalan tamoksifen etkisigözardı edilemeyeceğinden, güçlü CYP2D6 inhibitörleri (paroksetin dahil) ile birliktekullanımından mümkün olan tüm durumlarda kaçınılmalıdır (bkz. Bölüm 4.4).

Alkol:


hastalar paroksetin alırken alkolden uzak durmaları

Diğer psikotropik ilaçlarda olduğu gibi, konusunda uyarılmalıdır.

Oral antikoagülanlar:


Paroksetin ve oral antikoagülanlar arasında farmakodinamik bir etkileşim ortaya çıkabilir. Paroksetin ve oral antikoagulanların eş zamanlı kullanımı antikoagülan aktivite ve hemorajikrisk artışına yol açabilir. Bu nedenle, paroksetin oral antikoagulanlarla tedavi edilen hastalardadikkatli kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.4).

NSAİİ. asetilsalisilik asit ve diğer antitrombosit ilaçlar:


Paroksetin ve NSAİİ/asetilsalisilik asit arasında farmakodinamik bir etkileşim ortaya çıkabilir. Paroksetin ve NSAİİ/asetilsalisilik asit eş zamanlı kullanımı hemorajik risk artışına yol açabilir(bkz. Bölüm 4.4).

SSRİ kullanırken eş zamanlı olarak oral antikoagülan (trombosit fonksiyonlarını etkilediği ya da kanama riski artışı ile ilişkili olduğu bilinen ilaçlar (örneğin; klozapin gibi atipikantipsikotikler, fenotiazin, çoğu trisiklik antidepresanlar (TSA), asetilsalisilik asit, NSAİİ,COX-2 inhibitörleri) kullanan ya da kanama bozukluğu öyküsü veya kanamaya nedenolabilecek durumları olan hastalarda dikkatli olunması önerilmektedir.

Pravastatin:


Çalışmalarda paroksetin ile pravastatin arasında bir etkileşim görülmüş olup, bu bulgu paroksetin ve pravastatinin bir arada uygulanmasının kan glukoz düzeylerinde artışa yolaçabileceğini düşündürmektedir. Hem paroksetin hem de pravastatin kullanan diyabethastalarında oral hipoglisemik ajanların ve/veya insülinin dozajında ayarlama gerekli olabilir(bkz. Bölüm 4.4).

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Etkileşim çalışması yapılmamıştır.

Pediyatrik popülasyon:

Etkileşim çalışması yapılmamıştır.

4.6 Gebelik ve laktasyonGenel tavsiye

Gebelik kategorisi: D

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Paroksetinin doğum kontrolü üzerine etkisi olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır. Yine de çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara verilirken tedbirli olunmalıdır.

Gebelik dönemi

İlacı reçete edecek hekimler, gebe olan veya gebe kalmayı planlayan kadınlarda alternatif tedavi seçeneğini değerlendirmeli ve sadece potansiyel faydası olası riskten fazla ise PAXİL tedavisinivermelidir.

Paroksetinin, gebelik ve/veya fetüs/yeni doğan üzerinde zararlı farmakolojik etkileri bulunmaktadır.

PAXİL, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.

Hayvan çalışmaları, üreme toksisitesi göstermiştir, ancak doğum, embriyonal/fötal gelişim, doğum, postnatal gelişim ile ilgili doğrudan zararlı etkilere işaret etmemektedir (bkz. Bölüm5.3).

Bazı epidemiyolojik çalışmalarda, ilk trimesterde paroksetin kullanımı ile ilişkili konjenital malformasyonların, özellikle de kardiyovasküler olanların (örneğin, ventriküler ve atriyal septal

defektler) riskinde artış Bb^|m§tİrektrMe^^Zmâlarbi|iPmemektedir. Veriler maternal paroksetine maruz kalmayı takiben, kardiyovasküler kusuru olan bebek sahibi olma riskininyaklaşık 2/100 olduğunu göstermektedir. Genel popülasyon ile karşılaştırıldığında, böylekusurlar için beklenen oran yaklaşık 1/100'dür.

PAXİL, gebelikte sadece kesin endikasyon varsa kullanılmalıdır. İlacı reçete edecek hekimler, gebe kadınlar veya gebe kalmayı planlayan kadınlarda alternatif tedavi seçeneğinideğerlendirmelidir. Gebelik sırasında ilacın aniden kesilmesinden kaçınılmalıdır (bkz. Bölüm

4.2) .

Gözlemsel veriler, doğumdan önceki ay içinde SSRİ/SNRİ maruziyetini takiben doğum sonu kanama riskinin arttığını (2 kattan daha az) göstermiştir (bkz. Bölüm 4.4 ve 4.8).

Özellikle üçüncü trimesterde olmak üzere gebeliğin ileri evrelerinde maternal paroksetin kullanımının devam etmesi durumunda yenidoğanlar incelenmelidir.

Gebeliğin geç dönemlerinde maternal paroksetin kullanımı ile yenidoğanda şu semptomlar ortaya çıkabilir: Solunum güçlüğü, siyanoz, apne, nöbetler, ısı dengesizliği, beslenmede zorluk,kusma, hipoglisemi, hipertoni, hipotoni, hiperrefleksi, titreme, sinirlilik, irritabilite, letarji,devamlı ağlama, uyuklama hali ve uyumakta güçlük. Bu semptomlar serotonerjik etkilerdenveya yoksunluk semptomlarından kaynaklanıyor olabilir. Olguların çoğunda komplikasyonlardoğumdan hemen sonra veya doğumu takip eden 24 saat içinde ortaya çıkmıştır.

Epidemiyolojik çalışmalar, gebelik sırasında, özellikle gebeliğin son dönemlerinde, SSRİ'lerin (paroksetin dahil) kullanımının yeni doğanların dirençli pulmoner hipertansiyon riskindekiartışla ilişkili olduğunu göstermiştir. Gebeliğin geç dönemlerinde SSRİ'leri kullanan kadınhastaların bebeklerinde görülen risk oranı her 1000 gebelikte yaklaşık 5 olmuşken, bu orangenel popülasyonda her 1000 gebelikte 1-2 olarak gözlemlenmiştir.

Laktasyon dönemi

Paroksetinin az bir miktarı anne sütü ile atılmaktadır. Yayımlanmış çalışmalarda, emzirilen bebeklerin serum konsantrasyonlarında paroksetin tayin edilebilir düzeyin altında (<2 ng/ml)veya çok düşüktür (<4 ng/ml) ve bu bebeklerde ilaç etkisi gözlenmemiştir. Yine de, PAXİL'inanneye sağlaması beklenen yararları bebeğe olan potansiyel riskinden fazla değilse, emzirmedöneminde PAXİL kullanılmamalıdır.

Üreme yeteneği/Fertilite

Hayvan çalışmaları, paroksetinin sperm kalitesini etkileyebileceğini göstermiştir (bkz. Bölüm

5.3) . İnsan materyali ile

in vitro4.7 Araç ve makine kullanma üzerindeki etkiler

Klinik deneyimler, PAXİL ile tedavinin bilişsel ve psikomotor fonksiyon bozukluğu ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Buna karşın, tüm psikoaktif ilaçlarda olduğu gibi, hastalar araç ve diğermakineleri kullanma yeterlilikleri konusunda uyarılmalıdır.

Paroksetinin, alkolün sebep olduğu zihinsel ve motor becerilerde bozulmayı artırmamasına rağmen, paroksetin ve alkolün birlikte alınması önerilmemektedir.

Aşağıdaki belirtilen istenmeyen etkilerin bazılarının sıklık ve şiddetinde tedavinin devamı ile azalma görülebilir ve genellikle tedavinin kesilmesine yol açmaz. Advers etkiler organ sistemsınıflarına ve sıklıklarına göre aşağıda listelenmiştir.

Sıklıklar şu şekilde tanımlanmaktadır:

Çok yaygın (>1/10), yaygın (>1/100 ila <1/10), yaygın olmayan (>1/1000 ila <1/100), seyrek (> 1/10.000 ila <1/1000), çok seyrek (<1/10.000) ve bilinmiyor (eldeki verilerden hareketletahmin edilemiyor).

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın olmayan: Çoğunlukla deri ve mukoz membranlarda anormal kanama (ekimoz ve

jinekolojik kanamalar dahil)

Çok seyrek: Trombositopeni

Bağışıklık sistemi hastalıkları

Çok seyrek: Şiddetli ve potansiyel olarak ölümcül alerjik reaksiyonlar (anafilaktoid

reaksiyonlar ve anjiyoödem dahil)

Endokrin hastalıkları

Çok seyrek; Uygun olmayan antidiüretik hormon salınım sendromu

Metabolizma ve beslenme hastalıkları

Yaygın: Kolesterol seviyelerinde artış, iştah azalması

Yaygın olmayan: Diyabet hastalarında değişkenglisemik kontrol raporlanmıştır(bkz.

Bölüm 4.4)

Seyrek: Hiponatremi

Hiponatremi genel olarak yaşlılarda bildirilmiştir ve bazen uygun olmayan antidiüretik hormon salınım sendromuna bağlıdır.

Psikiyatrik hastalıklar

Yaygın: Uyuklama hali, uykusuzluk, ajitasyon, anormal rüyalar (kabus dahil)

Yaygın olmayan: Konfüzyon, halüsinasyonlar

Seyrek: Manik reaksiyonlar, anksiyete,depersonalizasyon, panikatak,akatizi

(bkz. Bölüm 4.4)

Bilinmiyor: İntihar düşüncesi, intihar davranışı,saldırganlık, bruksizm

Paroksetin tedavisi sırasında ya da tedavi kesildikten hemen sonra intihar düşüncesi ve intihar davranışı bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4).

Saldırganlık vakaları pazarlama sonrası deneyimde gözlenmiştir.

Bu semptomlar altta yatan hastalıkla ilgili de olabilir.

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: Sersemlik hali, titreme, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu

Yaygın olmayan: Ekstrapiramidal bozukluklar

Seyrek: Konvülsiyonlar, huzursuz bacaksendromu

Çok seyrek: Serotonin sendromu. Semptomlar şunları içerebilir: Ajitasyon, konfüzyon,

aşırı terleme, halüsinasyonlar, hiperrefleksi, miyoklonus, taşikardi, ürperti ve titreme.

Altta yatan hareket bozukluğu olan hastaların veya nöroleptik ilaçlar kullanan hastalarda bazen oro-fasiyal distoniyi de içeren ekstrapiramidal bozukluklar bildirilmiştir.

Göz hastalıkları

Yaygın:

Yaygın olmayan: Çok seyrek:

Bulanık görme Midriyazis (bkz. Bölüm 4.4)Akut glokom

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Bilinmiyor: Tinnitus

Kardiyak hastalıkları

Yaygın olmayan: Sinüs taşikardisi

Seyrek: Bradikardi

Vasküler hastalıkları

Yaygın olmayan: Kan basıncında geçici yükselme ya da düşme, postural hipotansiyon

Paroksetin kullanan hastalarda, özellikle önceden hipertansiyonu ya da anksiyetesi olan hastalarda, kan basıncında geçici yükselme ya da düşme bildirilmiştir.

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları

Yaygın: Esneme

Gastrointestinal hastalıkları

Çok yaygın: Bulantı

Yaygın: Konstipasyon, diyare, kusma, ağız kuruluğu

Çok seyrek: Gastrointestinal kanama

Bilinmiyor: Mikroskopik kolit

Hepato-biliyer hastalıkları

Seyrek: Karaciğer enzimlerinde artış

Çok seyrek: Hepatik olaylar (örneğin, bazen sarılık ve/veya karaciğer yetmezliği ile

ilişkili olan hepatit)

Karaciğer enzimlerinde artış bildirilmiştir. Pazarlama sonrası elde edilen raporlarda da çok seyrek olarak hepatik olaylar (örneğin, bazen sarılık ve/veya karaciğer yetmezliği ile ilişkiliolan hepatit) bildirilmiştir. Karaciğer fonksiyon test sonuçlarında uzun süreli bir yükselmedurumunda PAXİL tedavisinin kesilmesi düşünülmelidir.

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın:

Yaygın olmayan: Çok seyrek:

Terleme
Deri döküntüleri, kaşıntı

Şiddetli cilt advers reaksiyonları (eritema multiforme, Stevens Johnson Sendromu ve toksik epidermal nekroliz gibi), ürtiker, fotosensitivitereaksiyonları

güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları

Seyrek: Artralji, miyalji

Özellikle 50 yaş ve üzerindeki hastalarda yürütülen epidemiyolojik çalışmalar, SSRİ ve TSA kullananlarda kemik kırığı riskinde artış göstermiştir. Bu duruma neden olan mekanizmabilinmemektedir.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Yaygın olmayan: İdrar retansiyonu, idrar tutamama

Üreme sistemi ve meme hastalıkları

Çok yaygın: Cinsel disfonksiyon

Seyrek: Hiperprolaktinemi/galaktore, menstrual bozukluklar (menoraji, metroraji,

amenore, menstrüasyonun gecikmesi ve düzensiz adet kanamaları dahil) Çok seyrek:Priapizm

Bilinmiyor: Doğum sonrası kanama

SSRİ/SNRİ terapötik sınıfı için doğum sonrası kanama bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4 ve 4.6).

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları

Yaygın: Güçsüzlük, vücut ağırlığında artış

Çok seyrek: Periferik ödem

PAXİL tedavisinin kesilmesi ile görülen semptomlar

Yaygın: Sersemlik hali, duyusalbozukluklar, uyku bozuklukları, anksiyete, baş

ağrısı

Yaygın olmayan: Ajitasyon, bulantı, titreme, konfüzyon, terleme, emosyonel dengesizlik,

görme bozuklukları, palpitasyon, diyare, iritabilite

Pek çok psikoaktif ilaçta olduğu gibi, PAXİL tedavisinin kesilmesi, (özellikle ani kesilmesi); sersemlik hali, duyusal rahatsızlıklar (parestezi ve elektrik çarpması hissi ve kulak çınlamasıdahil), uyku bozuklukları (kabuslar içeren), ajitasyon veya anksiyete, bulantı, baş ağrısı,titreme, konfüzyon, diyare, terleme, duygusal dengesizlik, görme bozuklukları, palpitasyon veiritabilite gibi semptomlara neden olabilir. Hastaların çoğunda bu olaylar hafif ve orta şiddetteolup, sınırlıdır; ancak bazı hastalarda ciddi ve/veya uzamış olarak görülebilir. Hiçbir özel hastagrubu bu semptomlar için daha yüksek risk altında olmamakla beraber, PAXİL tedavisine dahafazla devam etmek gerekmediğinde, doz kademeli olarak azaltılarak kesilmelidir (bkz. Bölüm4.2 ve 4.4).

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:Pediyatrik popülasyon:

Pediyatrik popülasyonda yapılan klinik çalışmalar ile ilgili ayrıntılı bilgi için Bölüm 5.1'e bakınız.

Aşağıdaki advers olaylar gözlenmiştir:

İntihar ile ilişkili davranışlarda artış (intihar girişimleri ve intihar düşünceleri dahil), kendine zarar verme davranışları ve artan saldırganlık. İntihar düşünceleri ve intihar girişimleri esasolarak Majör Depresif Bozukluk bulunan adolesanlarla yapılan çalışmalarda gözlenmiştir.Saldırganlık artışı daha çok obsesif kompülsif bozukluk bulunan çocuklarda ve özellikle 12 yaşaltındaki çocuklarda görülmüştür.

Görülen ilave olaylar şunlardır: iştah azalması, titreme, terleme, hiperkinezi, ajitasyon, duygusal değişkenlik (ağlama ve duygu durum dalgalanmaları dahil), başta cilt ve mukozmembranlarda olmak üzere kanama ile ilişkili advers olaylar.

Paroksetinin bırakılması/azaltılması sonrasında görülen olaylar şunlardır: duygusal değişkenlik (ağlama, duygudurum dalgalanmaları, kendine zarar verme, intihar düşünceleri ve intihargirişimleri dahil), sinirlilik, baş dönmesi, bulantı ve karın ağrısı (bkz. Bölüm 4.4).

Pediyatrik klinik araştırmalar hakkında daha fazla bilgi için bölüm 5.1'e bakınız.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması:


Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesineolanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu TürkiyeFarmakovijilans Merkezi (TÜFAM)'ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e- posta:[email protected]; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9 Doz aşımı ve tedavisiSemptomlar ve bulgular:

PAXİL'in geniş bir güvenlilik aralığı olduğu mevcut verilerle kanıtlanmıştır.

Paroksetin aşırı dozda alındığında görülen semptomlar, Bölüm 4.8'de bildirilen semptomlara ilaveten; ateş, istemsiz kas kontraksiyonlarıdır. Tek başına 2000 mg'a kadar paroksetin alanhastalarda dahi genel olarak ciddi sekeller olmaksızın düzelme meydana gelmiştir. Koma veyaEKG değişiklikleri gibi olaylar zaman zaman bildirilmiştir ve çok seyrek olarak ölümlesonuçlanmıştır, fakat bu olaylar genellikle PAXİL, alkol ile birlikte veya alkol olmadan diğerpsikotropik ilaçlarla beraber alındığında meydana gelmiştir.

Tedavi:

Bilinen özel bir antidotu yoktur.

Tedavi, herhangi bir antidepresanın aşırı dozda alınması durumunda alınacak tedbirlerden oluşmaktadır. Paroksetinin absorpsiyonunu azaltmak için, aşırı doz alımından sonra birkaç saatiçerisinde eğer mümkünse 20-30 g aktive edilmiş kömür uygulaması değerlendirilmelidir.Hayati belirtiler sıkça kontrol edilerek destekleyici tedbirler alınmalı ve dikkatli gözlemyapılmalıdır. Hasta klinik bulgular ışığında tedavi edilmelidir.

5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER5.1 Farmakodinamik özellikler

Farmakoterapötik grup: Antidepresanlar, Selektif Serotonin Re-uptake İnhibitörleri ATC kodu: N06AB05

Etki mekanizması:


Paroksetin, güçlü ve selektif bir 5-hidroksitriptamin (5-HT, serotonin) geri alım inhibitörüdür, antidepresan etkisinin ve Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB), Sosyal Anksiyetebozukluğu/Sosyal Fobi, G§neiigA8ks^yâterBozHkiuğu,iaT,ravma Sonrası Stres Bozukluğu ve

Panik Bozukluk tedavisindeki etkisinin, beyin nöronlarındaki serotoninin geri alımındaki spesifik inhibisyonla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Paroksetinin kimyasal açıdan trisiklik, tetrasiklik ve mevcut diğer antidepresanlarla ilgisi yoktur.

Paroksetinin muskarinik kolinerjik reseptör afinitesi düşüktür ve hayvan deneyleri sadece zayıf antikolinerjik özelliklerine işaret eder.

Bu selektif etkiye göre

in vitroin vitroin vivo

çalışmalarda MSS depresan ve hipotansifözelliklerinin olmaması ile de desteklenmiştir.

Farmakodinamik etkiler:


Paroksetin, psikomotor fonksiyonları bozmaz; etanolün depresan etkisini artırmaz.

Paroksetin, önceden monoaminooksidaz (MAO) inhibitörleri veya triptofan verilen hayvanlara uygulandığında, diğer seçici 5-HT geri alım inhibitörleri gibi, aşırı 5-HT reseptörstimulasyonuna bağlı semptomlara neden olur.

Paroksetinin, 5-HT geri alımını inhibe etmek için gerekli dozların üzerindeki dozlarda santral sinir sisteminde zayıf aktivasyon gösterdiği, davranışsal çalışmalarda ve EEG çalışmalarındagörülmüştür. Aktivasyon özellikleri 'amfetamin benzeri' özellikte değildir.

Hayvan çalışmaları, paroksetinin kardiyovasküler sistemde iyi tolere edildiğini göstermiştir. Paroksetin sağlıklı kişilere uygulandığında kan basıncı, kalp hızı ve EKG'de klinik olarakbelirgin değişiklikler göstermemiştir.

Çalışmalar, noradrenalin geri alımını inhibe eden diğer antidepresanlardan farklı olarak paroksetinin, guanetidinin antihipertansif etkisini daha düşük oranda inhibe ettiğinigöstermektedir.

Depresif bozukluk tedavisinde paroksetin, standart antidepresanlara kıyasla karşılaştırılabilir etkililik göstermektedir.

Standart tedaviye yanıt vermemiş hastalarda paroksetinin terapötik fayda gösterebileceği yönünde kanıtlar da mevcuttur.

Paroksetin dozunun sabah alınmasının, uykunun kalitesi ya da süresi üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmaz. Ayrıca, paroksetin tedavisine yanıt verdikçe hastaların uykuda düzelmeyaşaması olasıdır.

Yetişkinlerde intihar eğilimi analizi:

Psikiyatrik bozuklukları olan yetişkinlerde yapılan plasebo kontrollü çalışmaların paroksetine spesifik bir analizi, paroksetin ile tedavi edilen genç yetişkinlerde (18-24 yaş), plaseboyakıyasla, daha yüksek intihar davranışı sıklığı göstermektedir (%2,19'a karşı %0,92). Dahabüyük yaş gruplarında bu tür artışlar gözlenmemiştir. Majör depresif bozukluğu olanyetişkinlerde (tüm yaşlar) paroksetin ile tedavi edilen hastalarda, plaseboya kıyasla intihar

davranışı sıklığında bir artıfe

ıDoz yanıtı:

Sabit doz çalışmalarında doz-yanıt eğrisi düz olup bu durum, önerilenden daha yüksek dozların kullamlmasmın etkililik açısından avantaj sağlayacağını düşündüren bir göstergesağlamamaktadır. Diğer yandan, bazı hastalarda dozun yükseltilmesinin faydalı olacağınıgösteren bazı klinik veriler mevcuttur.

Uzun süreli etkililik:

Paroksetinin depresyondaki uzun süreli etkililiği, relaps önleme tasarımına sahip 52 haftalık bir idame çalışmasında gösterilmiştir: Paroksetin (günde 20-40 mg) alan hastaların %12'sinderelaps gelişirken bu oran plasebo verilen hastalarda %28 olmuştur.

Paroksetinin OKB tedavisindeki uzun süreli etkililiği, relaps önleme tasarımına sahip 24 haftalık üç idame çalışmasında incelenmiştir. Bu çalışmalardan birinde plasebo (%59)karşısında paroksetin (%38) ile relaps geliştiren hastaların oranı arasında anlamlı farkaulaşılmıştır.

Paroksetinin panik bozukluğun tedavisindeki etkililiği, relaps önleme tasarımına sahip 24 haftalık bir idame çalışmasında gösterilmiştir: Paroksetin (günde 10-40 mg) alan hastaların%5'inde relaps gelişirken bu oran plasebo verilen hastalarda %30 olmuştur. Bu bulgu, 36haftalık bir idame çalışması tarafından desteklenmiştir.

Paroksetinin sosyal anksiyete bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğunun tedavisindeki uzun süreli etkililiği yeterli düzeyde gösterilmemiştir.

Pediyatrik klinik çalışmalardan bildirilen advers olaylar:

Çocuklar ve adölesanlarla gerçekleştirilen kısa süreli (10-12 haftaya kadar) klinik çalışmalarda aşağıdaki advers olaylar paroksetin ile tedavi edilen hastalarda, hastaların en az %2'si sıklığıile ve plasebo ile karşılaştırıldığında en az iki kat yüksek oranda gözlenmiştir:

İntihar ile ilişkili davranışlarda artış (intihar teşebbüsü ve intihar düşüncesi dahil), kendine zarar verme davranışları ve düşmanca davranışlarda artış. İntihar düşüncesi ve intihara teşebbüs,çoğunlukla Majör Depresif Bozukluğu olan adölesanlarda yapılan klinik çalışmalardagözlenmiştir. Düşmanca davranışlarda artış özellikle obsesif kompulsif bozukluğu olançocuklarda ve bilhassa 12 yaşından küçük çocuklarda görülmüştür. Plasebo grubuna kıyaslaparoksetin grubunda daha sık görülen diğer olaylar şunlardır: İştah azalması, tremor, terleme,hiperkinezi, ajitasyon, duygudurum değişkenliği (ağlama ve duygudurum dalgalanmalarıdahil).

Yavaş yavaş azaltma rejiminin kullanıldığı çalışmalarda, doz azaltma fazı sırasında veya paroksetin kesildiği zamanda hastaların en az %2'sinde ve plasebo ile karşılaştırıldığında en aziki kat yüksek oranda bildirilen semptomlar şunları içermiştir: Duygudurum değişkenliği(ağlama, duygudurum dalgalanmaları, kendine zarar verme, intihar düşüncesi ve teşebbüsüdahil), asabiyet, sersemlik hali, bulantı ve abdominal ağrı (bkz. Bölüm 4.4).

Sekiz hafta ila sekiz aya kadar tedavi uygulanan beş paralel grup çalışmasında, ağırlıklı olarak deri ve mukoz membranlarda olmak üzere, kanama ile ilişkili advers olaylar paroksetin iletedavi edilen hastalarda %1,74'e karşı plasebo uygulanan hastalarda %0,74 oranındagözlenmiştir.

Genel özellikler:

Emilim:


Paroksetin oral yolla alındıktan sonra iyi emilir ve ilk geçiş metabolizmasına maruz kalır. İlk geçiş metabolizmasından ötürü, sistemik dolaşıma ulaşan paroksetin miktarı gastrointestinalkanalda emilen miktardan daha azdır. Daha yüksek tek dozlar ve çoklu dozlama ile vücudunmaruz kaldığı yük arttıkça ilk geçiş etkisi kısmi olarak doyurulur ve plazma klirensi azalır.Bunun sonucu olarak paroksetin plazma konsantrasyonlarında orantısız artış gerçekleşir.

Dağılım:


Paroksetin dokulara yaygın olarak dağılır ve farmakokinetik hesaplamaların gösterdiğine göre vücuttaki paroksetinin sadece %1 'i plazmada bulunur. Terapötik konsantrasyonlarda plazmadamevcut paroksetinin yaklaşık %95'i proteine bağlıdır. Paroksetin plazma konsantrasyonlarıylaklinik etki (advers etkiler ve etkililik) arasında ilişki bulunmamıştır.

Biyotransformasyon:


Paroksetinin başlıca metabolitleri hızla atılan polar ve konjüge oksidasyon ve metilasyon ürünleridir. Bunların farmakolojik aktivitesi olmadığından, paroksetinin terapötik etkilerinekatkıda bulundukları söylenemez. Metabolizma paroksetinin nöronal 5-HT geri alımıüzerindeki seçici etkisini bozmaz.

Eliminasyon:


İdrarla dozun %2'sinden azı değişmeden, %64'ü metabolitleri şeklinde atılır. Dozun %36'sı feçesle, muhtemelen safra yolu ile atılır. Bunun %1'inden azı değişmemiş paroksetindir.Böylece paroksetinin eliminasyonunun hemen hemen tamamı metabolizma ile olur.

Metabolik atılım bifaziktir; başlangıçta ilk geçiş metabolizmasının sonucunda ve daha sonra paroksetinin sistemik eliminasyonu ile kontrol edilir. Eliminasyon yarı ömrü değişken olmaklabirlikte genelde yaklaşık 1 gündür.

Doğrusallık/doğrusal olmayan durum:


Paroksetinin plazma konsantrasyonları emilime bağlı olarak orantısız olarak artmaktadır; bu nedenle, farmakokinetik parametreler sabit değildir ve doğrusal olmayan kinetik gösterir. Fakatdoğrusal olmayan durum genellikle küçüktür ve düşük dozlarda düşük plazma düzeylerineulaşan hastalarla sınırlıdır.

Tedaviye başladıktan sonra 7-14 gün içerisinde sistemik dolaşımda kararlı durum seviyelerine ulaşılır ve uzun süreli tedavi sırasında farmakokinetikte değişme görülmez.

Hastalardaki karakteristik özellikler:

Yaşlılar ve Böbrek/Karaciğer Yetmezliği:


Şiddetli böbrek yetmezliği veya karaciğer yetmezliği olan yaşlı hastalarda plazma konsantrasyonlarında artış olur, fakat plazma konsantrasyonlarının aralığı sağlıklı erişkinbireylerle örtüşür.

5.3 Klinik öncesi güvenlilik verileri

Rhesus maymunlarında ve albino sıçanlarda toksikoloji çalışmaları yapılmıştır. Her ikisinde de metabolik yol insanlardaki ile aynıdır. Trisiklik antidepresanlar dahil lipofılik aminlerdenbeklendiği gibi, sıçanlarda fosfolipidoz gelişmiştir. Önerilen klinik dozların 6 katı fazlası ile 1yıla kadar yapılan çalışmalarda primatlarda fosfolipidoz gözlenmemiştir.

Karsinogenez:


Fare ve sıçanlarda yapılan 2 yıllık çalışmalarda paroksetin tümörojenik etki göstermemiştir.

Genotoksisite:


In vitroin vivo

testlerde genotoksisite gözlenmemiştir.

Sıçanlardaki üreme toksisitesi çalışmaları; paroksetinin erkek ve dişi fertilitesini, fertilite indeksini ve gebelik oranını azaltarak etkilediğini göstermiştir. Sıçanda yavru mortalitesindeartış ve kemik oluşumunda gecikme gözlenmiştir. Mortalite artışı ve kemikleşme gecikmesiolasılıkla maternal toksisite ile ilişkilidir ve fetüs/neonat üzerinde doğrudan etkiler olmadıklarıkabul edilmektedir.

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER6.1 Yardımcı maddelerin listesi

Dibazik kalsiyum fosfat dihidrat Sodyum nişasta glikolat,

Magnezyum stearat Opadry beyaz YS-1R-7003*

Hipromelloz Titanyum dioksitPolisorbat 80Polietilen glikol/makrogol*Teminatçı adı ve kodlama sistemi değişebilir.

6.2 Geçimsizlikler

Bildirilmemiştir.

6.3 Raf ömrü

36 ay

6.4 Saklamaya yönelik özel tedbirler

30°C'nin altındaki oda sıcaklığında kuru bir yerde ve çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği bir şekilde saklayınız.

6.5 Ambalajın niteliği ve içeriği

6.6 Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

GlaxoSmithKline İlaçları San. ve Tic. A.Ş.

Büyükdere Cad. No.173 1.Levent Plaza B Blok 34394 1.Levent/İstanbulTelefon: (212) 339 44 00Faks: (212) 339 45 00

8. RUHSAT NUMARASI

2018/4

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 10.01.2018 Ruhsat yenileme tarihi: -

10. KÜB'ÜN YENİLENME TARİHİ

İlaç Bilgileri

Paxil 20 Mg Film Kaplı Tablet

Etken Maddesi: Paroksetin

Pdf olarak göster

Google Reklamları

Ana Sayfa | Hakkımızda | İlaçlar | İlaç Ara | İlaç Firmaları | Gizlilik | Bize Ulaşın

Telif Hakkı 2008-2024 © İlaç Prospektüsü. Tüm Hakları Saklıdır.
Uyarı: Sitemizde yayınladığımız ilaç bilgileri ile doktora danışmadan kesinlikle ilaç kullanmayınız!
Aksi halde doğabilecek sağlık sorunlarından ilacprospektusu.com sorumlu tutulamaz.